Ana sayfa

Kültür&Edebiyat

Düşünce&Yorum

Haber&Kritik

Linkler

Sizden Gelenler

Ziyaretçi Defteri

Müzik

Forum

Dosyalar

Video

Üyeler

English qarTuli

İletişim
Bugün : 27 Mayıs 2020   
 
 
Forumdaki Son cevaplar : Anayasalara Göre Türk Kavramı..(admin) Gürcü Kavramı..(-) Tarihi ve Sosyolojik Olarak Türk Kavramı..(-) Lozan Andlaşmasına Göre Azınlık ve Türk ..(admin) Yeni Osmanlıcılık ve Acaristan..(-) Cami-Kilise Onarım Anlaşması ve Kartvel ..(-) Sarı Gelin, Gürcü Kralının Kızı..(-) Artvinin Rus, İngiliz ve Kartvel İşgalin..(artvinli) E Harfi..(-) D Harfi..(-)
Giris Yapınız veya Hala üye değil misiniz ?
Kullanıcı Adı : Şifre : Hatırla :

      [ GAMARCOBA.COMForum ] [ Diğer Tarihi Bilgiler ] [ Artvinin Rus, İngiliz ve Kartvel İşgalinden Kurtuluşu ]           
artvinli
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 40
Mesaj sayısı : 23
Giriş sayısı : 42

(7 Mart 1921 – 7 Mart 2008) Artvin’in Düşman İşgali’nden Kurtuluşunun 87. Yılı Kutlu Olsun. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

 Artvin’in Düşman İşgali’nden Kurtulmasının Kronolojik Tarihçesi

 1479 - Artvin ve çevresinin Osmanlı hakimiyetine girmeye başlaması

 1539 – Artvin’in Livane Sancağı (İli) olarak teşkilatlanması ve Erzurum Beylerbeyliği’ne (Eyaletine) bağlanması

 1579 – Artvin’in Çıldır Beylerbeyliği’ne (Eyaletine) bağlanması

 1828 – Bölgenin Rus işgaline uğraması ve Ahıska’nın elden çıkması üzerine, Artvin’in Livane Kazasının (İlçesinin) merkezi olması ve Trabzon Beylerbeyliği’nin (Eyaletinin) Batum Sancağı’na (İline) bağlanması

 1877-1878 (93 Harbi) – Artvin ve çevresinin Rus-Kartveller tarafından işgal edilmesi ve imzalanan antlaşmayla bölgenin Osmanlı hakimiyetinden çıkması

 18 Aralık 1917 – Sovyet Rusya’nın Artvin’den çekilmesi

 3 Mart 1918 – Birinci Dünya Savaşının bitimi üzerine yapılan antlaşmayla Sovyet Rusya’nın bölgeyi Osmanlı’ya vermesi

 30 Ekim 1918 – Birinci Dünya Savaşında yenik sayılan Osmanlı’nın Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalaması ve bölgeden çekilmesi

 5 Kasım 1918 – Bölge halkının (Elviyeyi Selase/Üç İl: Kars, Ardahan, Batum ve Batum’a bağlı Livane İlçesi olarak Artvin) Kars Milli İslam Şurası adıyla örgütlenerek, bölgesel milli mücadeleyi başlatmaları

 17 Aralık 1918 – İngilizlerin Artvin dahil bölgeyi işgal etmeleri (böylece 1878-1918 arası toplam 40 yıl süren Rus işgalinin sona ermesi, İngiliz işgalinin başlaması)

 25 Mart 1919 – Kars Milli İslam Şurası adıyla örgütlenen bölge halkının, Cenubi Garbi Kafkas Hükümeti Cumhuriyesi (Güney Batı Kafkas Cumhuriyet Hükümeti) ismiyle ilk bölgesel hükümetin kurulması

 13 Nisan 1919 – İşgalci İngilizlerin bölgesel hükümeti yıkmaları  

 19 Mayıs 1919 – Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ve Milli Mücadelenin başlaması

 23 Temmuz 1919 – Erzurum Kongresi’nin toplanması ve bölge halkının kongreye katılışı

 12 Ocak 1920 – Son Osmanlı Meclisi Mebusan’ın toplanması, bölge milletvekillerinin toplantıya katılması

 28 Ocak 1920 – Misak-ı Milli’nin kabul edilmesi

 23 Nisan 1920 – Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması

 1 Temmuz 1920 – İngilizlerin bölgeden çekilmesi ve bölgeyi Gürcistan’ın (Kartvellerin) işgali

 23 Şubat 1921 – TBMM. Hükümetinin ültimatomu üzerine Gürcistan’ın (Kartvellerin) bölgeden çekilmeye başlaması

 7 Mart 1921 – Artvin’in düşman işgalinden kurtuluşu, böylece 1878-1921 arası toplam 43 yıllık işgalin sona ermesi

 16 Mart 1921 – Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşmasının imzalanması, Türkiye’nin kuzey doğu sınırının belirlenmesi

 13 Ekim 1921 – Sovyet Cumhuriyeti Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan ile Kars Antlaşması’nın imzalanması ve böylece Moskova Antlaşmasıyla belirlenen sınırın kesinleşmesi

 Artvin’in Kısa Tarihçesi

 Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz bölümünde, Çoruh vadisinin sol yamacında meyilli bir arazide kurulmuş olan Artvin, kuruluşu pek eski dönemlere inmeyen bir Ortaçağ şehridir. Bununla birlikte, şehrin çevresinde yapılan kazılarda bölgede milâttan önce 2000 yıllarına ait bazı yerleşmeler bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bölgenin önce Hurrilerin, milâttan önce IX. yüzyıldan itibaren de Urartu Devleti’nin hâkimiyetine girdiği söylenmekte ise de, bu bilgileri kuşkuyla karşılamak gerekir. Çünkü son yıllarda Artvin ve çevresinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalarda ne Hurriler’e, ne de Urartular’a ait bir kale ya da yazıt bulunmamıştır.

 Artvin tarihi hakkında bildiklerimiz Eskiçağ’dan itibaren bölgeyi gezmiş olan coğrafyacılar ile tarihçilerin yazmış oldukları eserlere dayanmaktadır. M.Ö. 431-351 yılları arasında yaşamış olan Yunanlı tarihçi ve coğrafyacı Ksenophon, Klasik çağda Kolkhis adıyla bilinen Artvin ve çevresinde milâttan önce IV. yüzyılda Kolkhlar, Makaronlar ve Taokhlar gibi birtakım kavimlerin yaşadığını bildirmektedir. Milattan önce I. yüzyılda yaşayan coğrafyacı Strabon ise bu bölgenin Mithridates Eupator tarafından ele geçirilip Pontus Krallığı’na bağlandığını yazmaktadır. Bu bölge daha sonra Romalı komutan Pompeius tarafından ele geçirilmiş ve mahallî kralların hâkimiyetine bırakılmıştır.

 V. yüzyıl başlarından itibaren Bizans egemenliği altına giren Artvin ve çevresi bir ara İran’da büyük bir devlet kurmuş olan Sasaniler’in eline geçtiyse de sonra tekrar Bizans sınırları içerisine alındı. Bölge, Halife Hz. Osman döneminde 646 yılında İslâm topraklarına katıldı. Ancak daha sonraları birkaç defa Bizans ve İslâm orduları arasında el değiştirdi. Bu sırada Bizanslılar, şehri Müslüman ordularının akınlarından korumak için 939 yılında bugün de ayakta duran Livane Kalesi’ni yaptılar. Ancak bu bölge, XI. yüzyılda Selçuklu Türkleri’nin Anadolu’ya yönelmesi ile 1068 yılından itibaren Selçuklu hâkimiyetine girdi. Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Kızılırmak’a kadar uzanan bölgeyi emrindeki kumandanlara dağıttı. Bu dağıtım sırasında Çoruh bölgesi Erzurum ve çevresine hâkim olan Emir Ebulkasım’a düşmüştü. Böylece bu bölge bir süre Saltukoğulları’nın idaresinde kaldı. Daha sonra kısa bir süre Gürcülerin (Kartvellerin) eline geçen bu bölge Sultan Melikşah devrinde tekrar Selçuklu sınırları içerisine alındı. Selçuklu döneminde Artvin ve çevresi Azerbaycan Atabegleri idaresinde bir uç beyliği şeklinde yönetiliyordu. Artvin ve çevresi XIII. yüzyıl başlarında Anadolu Selçuklu Devleti hâkimiyetine girdi. Konya Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubad (1220-1237) Artvin, Şavşat ve Yusufeli’ni sınırları içerisine kattı. Bu yüzyılın ortalarında Anadolu’yu işgal eden Moğol İlhanlı orduları Çoruh vadisini de istilâ etmişlerdi. Bölge XIV. ve XV. yüzyılda Akkoyunlu Devleti’nin hâkimiyeti altına girdi. Ancak bu dönemde de mahallî idareciler olan Atabegler Artvin ve çevresinin yönetimini ellerinde tuttular.

 Artvin ve çevresi, Osmanlı hükümdarı II. Bayezid (1481-1512) devrinden itibaren Osmanlı hâkimiyeti altına alınmaya başlandı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Şehzâde Selim (Yavuz Sultan Selim) Gürcistan üzerine seferler düzenleyince, Artvin ve Çoruh havzasındaki kalelerin hakimi olan Atabeg Mirzâ Çabuk (1502-1516) ülkesinin tahribe uğramaması için Şehzâde Selim’e bağlılığını bildirdi. Bu dönemden sonra Artvin ve çevresi 1536 yılına kadar Osmanlı Devleti himayesinde yarı müstakil bir şekilde kaldı. Bölgede ilk Osmanlı hâkimiyeti ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde sağlandı. Bu dönemde Erzurum Beylerbeyi olan Dulkadırlı Mehmed Han 1536-1537 harekâtı sırasında Çoruh vadisinde bulunan diğer kalelerle birlikte Artvin’i de ele geçirdi. Bu sırada Artvin ile Yusufeli’ni içine alan Livane Sancağı kurularak Erzurum Beylerbeyiliği’ne bağlandı. Bir süre sonra elden çıktığı anlaşılan bölge, yine Kanuni devrinde, 1549 yılında ikinci vezir Ahmed Paşa tarafından tekrar ele geçirildi. Ahmed Paşa’nın bu harekâtı sırasında bölgedeki 35 kale Osmanlı hâkimiyeti altına alınmıştı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti bir süre sonra yapılan Osmanlı-İran mücadelesi sırasında daha da sağlamlaştırıldı. Erzurum Eyaleti’ne bağlı Livane Sancağı’nın merkezi olan Artvin, 1579’da Çıldır Eyaleti’nin kurulması ile bu eyalete bağlandı. Bu sırada Hopa ve Borçka Trabzon’a, Artvin, Ardanuç, Yusufeli ve Şavşat ise Çıldır Eyaleti’ne bağlı idi.

 Artvin ve çevresi bu tarihten sonra, XIX. yüzyılın başlarına kadar sürekli olarak Türkler’in elinde kaldı. Ancak bu yüzyılda iki defa Rus işgaline uğradı. 1828 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne Antlaşması ile Çıldır Eyaleti’nin merkezi Ahıska Ruslar’a terk edilince Artvin, Livane Kazası’nın merkezi oldu ve Trabzon Eyaleti’nin Batum Sancağı’na bağlandı. Bu durum Doksanüç Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar sürdü. Bu savaşı kaybeden Osmanlı Devleti, 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlaşması’na göre Batum, Kars, Ardahan, Eleşkirt ve Beyazıt’ı Rusya’ya savaş tazminatı olarak bırakmak zorunda kaldı. Böylece, Batum Sancağı’na bağlı bir kaza olan Artvin ve çevresi de bu antlaşma ile Rusya’ya verilmiş oldu. Birinci Dünya Savaşı’na kadar süren bu işgal sırasında yerli halk zaman zaman Ruslar’a karşı direnmekteydi. Nitekim 1914 Kasımında Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey idaresindeki Melo Sınır Taburu şehir ve çevresindeki Rus birlikleri bozguna uğratınca Ruslar Artvin’i terk etmek zorunda kaldılar. Ancak bu ilk kurtuluş çok kısa sürdü. Ruslar dört ay sonra, 3 Mart 1915’te bölgeyi yeniden kontrol altına aldılar. Aynı yıl, Türk kuvvetlerinin Sarıkamış’ta aldığı yenilgi üzerine Rus birlikleri Ardahan, Şavşat, Ardanuç, Artvin ve Borçka’yı işgal ettiler.

 Rusya, Çarlık yönetiminin yıkılması üzerine Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilince yeni Sovyet hükümeti ile 18 Aralık 1917’de Erzincan Ateşkes Antlaşması imzalandı. Buna göre Ruslar Artvin’i boşalttılar. Daha sonra savaşın sona ermesiyle imzalanan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması da Sovyetler Birliği ile Türkiye arasındaki sınırın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı öncesindeki şekline getirilmesini kabul ettiğinden, Osmanlı birlikleri 1918 Martında tekrar Artvin’e girdiler. Ancak Artvin, bu defa da Türklerin elinde uzun süre kalamadı. Çünkü Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda yenik sayılmış ve 30 Ekim 1918'de Limni Adası'nın Mondros Limanı’nda imzalanan Mondros Mütarekesi’ne göre Osmanlı ordusunun 1914 yılından önceki sınırların gerisine çekilmesi kararlaştırılmıştı. Bu sebeple Artvin tekrar boşaltıldı. İngilizler antlaşma gereğince 17 Aralık 1918’de Artvin, Şavşat ve Hopa’yı işgal ettiler. Artvin ve çevresinde beş ay kadar kalan İngilizler buradan çekilirken şehri Gürcistan’a bıraktılar. Artvin yöresindeki bu Gürcü (Kartvel) işgali ise 1921 başlarına kadar sürdü.

 Artvin ve çevresinin kesin kurtuluşu Kâzım Karabekir Paşa idaresindeki 15. Kolordu’nun 30 Ekim 1920’de Kars’ı kurtarmasından sonra gerçekleşti. Bu zaferden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Gürcistan’a bir ultimatom vererek Ardahan, Artvin ve Batum’un teslimini istedi. Gürcistan yeni Türk hükümetinin bu isteğini kabul ederek kuvvetlerini 23 Şubat 1921 sabahından itibaren Ardahan, Artvin ve Batum’dan çekmeye başladı. Bu tarihten birkaç gün sonra Türk kuvvetleri Ardahan’dan başlamak üzere adı geçen şehirlere girmeye başladılar. 27 Şubat 1921’de Ardahan ve Şavşat düşman işgalinden kurtuldu. Artvin’in kurtuluşu ise 7 Mart 1921’de gerçekleşti. Böylece 1878-1921 yılları arasında 43 yıl süreyle Rus işgali altında kalan Artvin ve çevresi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk askerî ve diplomatik başarısı sonucunda kesin olarak Türkiye topraklarına katılmış oldu.

 Artvin ve çevresi 1921 yılında Rus işgalinden kurtulup anavatana kavuşunca önce Ardahan Sancağı’na bağlandı. Ancak aynı yıl içerisinde, 7 Temmuz 1921 tarih ve 133 numaralı kanunla Artvin Sancağı kurulunca, Artvin bu yeni sancağın merkezi oldu. 1924 yılında sancaklar vilâyet haline dönüştürülünce Artvin de vilâyet oldu. Ancak Artvin vilâyeti 1 Haziran 1933’te lağvedildi ve burası bir kaza merkezi olarak merkezi Rize olan Çoruh vilâyetine bağlandı. Bu durum 3 yıl kadar sürdü. Artvin 4 Ocak 1936 tarihinde yeni kurulan Çoruh vilâyetinin merkezi oldu. 1956 yılında ise Çoruh adı kaldırıldı ve ilin adı Artvin haline getirildi.

 Fahamettin Başar – Şavşat.Com


--------------------
..
08.03.2008 12:49:42 PM
   
q

artvinli
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 40
Mesaj sayısı : 23
Giriş sayısı : 42
(7 Mart 1921 – 7 Mart 2009) Artvin’in Düşman İşgali’nden Kurtuluşunun 88. Yılı Kutlu Olsun. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
--------------------
..
07.03.2009 6:17:24 AM
   
qT
X

artvinli
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 40
Mesaj sayısı : 23
Giriş sayısı : 42

Artvin’in Anayurda Kavuşması Münasebetiyle - Yunus Zeyrek 

93’ten Brest ve Mondros’a

Osmanlı yönetimi literatüründe Kars, Ardahan ve Batum illerine Üç Liva/Sancak anlamında Elviye-i Selâse denilmektedir. O zamanlar Artvin, Batum sancağının bir kazasıydı. Bu üç sancak, 1877-78 (1293) Osmanlı-Rus Harbi’nden sonra savaş tazminatı karşılığı olarak Çarlık Rusya’sına bırakıldı. 1917 yılında Rusya’da Çarlık rejimi yıkıldı, bilâhare Bolşevikler iktidara geldi. Bolşevik Rus yönetimi, 3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litovsk Barış Antlaşması’nda Kars, Ardahan ve Batum’u boşaltarak muntazam bir şekilde Türkiye’ye teslim edecekti. Fakat Rusya, bu taahhüdüne rağmen zaten Bolşevik ihtilâlle başlayan geri çekilmeden sonra “muntazam bir şekilde teslim etme”yi bir kenara bıraktı; Ermeni ve Gürcü birliklerini silâhlı bir şekilde teşkilâtlandırarak bölgeyi onlara terk etti. Brest-Litovsk’taki Türk hey’eti bu gelişmeleri Sovyet hey’eti nezdinde şiddetle protesto etti.1

Çarlık yönetiminden kurtulan Kafkasya’da Azerbaycan Türkleri ile Gürcü ve Ermeniler bir arada Mavera-i Kafkas/Seyim Hükûmeti’ni kurdular. Ermeni ve Gürcüler, Brest-Litovsk hükümlerini kabul etmeye yanaşmıyor, söz konusu bu üç vilâyeti aralarında paylaşmak istiyorlardı.

Ermeniler, bölgede akla hayale gelmeyecek metotlarla yerli Müslüman ahaliye zulmetmeye başladılar. 12 Şubat 1918’de ileri harekâta başlayan ordumuz, Erzincan ve Erzurum’u Ermenilerden kurtardı. Türkiye ile Seyim Hükûmeti delegeleri, Trabzon’da toplandı. Uzayıp giden müzakerelerden bir sonuç çıkmayınca Türk tarafı bir ültimatom vererek Brest-Litovsk maddelerinin kabulünü istedi. Harekâta başlayan ordumuz, Borçka, Artvin, Ardahan ve Posof’ta Türk yönetimini kurdu. Halid Paşa’nın Üçüncü Tümen birlikleri de haziran başlarında Ahıska’ya geldi. Ordumuz, 14 Nisanda Batum’u, 25 Nisanda da Kars’ı kurtardı. Böylece 1828 sınırına ulaşılmış oldu.

Bolşevik Rus yönetiminin başları olan Lenin ve Stalin, 1917 Kasımında bir beyanname yayınlayarak Rusya’da yaşayan küçük milletlerin kendi geleceklerini kendilerinin belirleyebileceğini bildirmişlerdi. Ahıska Türkleri de bu beyannameye dayanarak Rusya’da kalamayacaklarını, Ermeni ve Gürcülere güvenmediklerini, Türkiye’ye bağlanmak istediklerini açık müracaatlarla dile getirdiler.2

Sayım delegelerinin de katıldığı Batum Konferansı, 4 Haziran 1918’de sona erdi. Bu konferansta üç sancak arazisiyle Ahıska bölgesinin Türkiye’ye terk edilmesi kabul edildi. Brest-Litovsk Barışı’yla kararlaştırılan halkoylaması da 1918 Temmuzunda tamamlandı. Bölge ahalisinin tamamına yakın bir kısmı Türkiye’ye bağlanmak isteğini oylarıyla belirtmiş oldu.3 Bölgenin önde gelen halk önderleri, bu oylama sonucunu İstanbul’a götürerek 15 Ağustos’ta Padişah’a arz ettiler. Padişah VI. Sultan M. Vahideddin, Elviye-i Selâse Ahalisine başlıklı bir Hatt-i Hümayun yayınlayarak, bölge halkını selâmladı ve buraların resmen Osmanlı Devleti’ne bağlandığını ilân etti. Bölgede Osmanlı resmî daireleri faaliyete başladı.

Çarlık Rusya’sının ve Bolşeviklerin pençesinden kurtulan bölge, kırk yıllık istilâ yaralarını sarmakla meşgulken, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi, her şeyi alt üst etti. Mütareke, Türk ordusunun, bölgeyi boşaltmasını ve Birinci Dünya Savaşı öncesi, sınırına çekilmesini emrediyordu. Türk askerinin çekilmesiyle bölge idarî otoriteden mahrum kaldı. Bölgeye İngiliz askeri geldi ve yavru işgalciler (Ermeni ve Gürcüler) yeniden harekete geçtiler.

Millî teşkilâtlanma ve mücadele

Bu arada yerli Türk ahali de boş durmadı. Iğdır, Ahıska ve Batum geçici mahallî hükûmetleri kuruldu. Daha sonra bu hükûmetlerin delegeleri Kars’ta bir araya gelerek Millî İslâm Şûrası’nı meydana getirdiler. Tabiî ki bu faaliyette İttihat hükûmetinin gizli desteği vardı.

1919 yılının ilk günlerinde Ardahan’da Halit Paşa’nın öncülüğünde toplanan kongreyle, Mondros Mütarekesi’nin kahredici hükümlerine karşı birtakım kararlar alındı. Hemen arkasından Kars’ta toplanan kongreyle de İslâm Şûrası’nın Batum’dan Nahçivan’a kadar olan yerleri içine alan bir Cenub-i Garbî Kafkas Hükûmeti kuruldu. Batum, Artvin ve çevre kazaların önde gelenleri de bölge ahalisine hitaben bir beyanname yayınlayarak Kars’taki hükûmete katıldıklarını ilân ettiler. Kars hükûmetinin basın organı olan Sadâ-yı Millet gazetesi de Batum’da neşredilmeye başlandı. Buna karşılık yine Batum’da Mehmed Abaşidze tarafından İslâm Gürcistanı adlı bir gazete çıkarılıyordu ki, bu gazete Türkiye aleyhindeydi.

İngilizler, 24 Aralık 1918’de Batum’u işgal ettiler. Artvin ve Ardahan bölgesinde ahaliden meydana gelen milis kuvvetler Gürcülere karşı mücadele ederek memleketi onlara teslim etmedi. Fakat 1920 yılında İngilizlerin marifetiyle Artvin, Ardanuç, Borçka, Şavşat, Posof ile Ardahan’ın yarısı Gürcülere işgal ettirildi. İngilizler, Ardahan’da Kür ırmağının sağ yakasını ve Kars’ı da Ermenilere verdiler. O günleri anlatan Batum Mebusu Murgullu Edip Dinç, “Zavallı ahali, üç silâhlı ve mükemmel düşmana karşı mukavemet ediyordu. Her tarafı ateş sarmıştı.” demektedir. İngilizler, 1920 Temmuzunda Batum’dan çekilecekler ve buraları tamamen Gürcülere teslim edeceklerdi! Bu durum, Ankara hükûmeti tarafından 25 Temmuzda şiddetle protesto edildi ve Gürcistan Hükûmeti uyarıldı.

Kâzım Karabekir’in komutasındaki kolordumuz, ileri harekâtla 30 Ekim 1920’de Kars’ı Ermenilerden kurtardı. Sıra Ardahan ve Artvin’e geliyordu. Bu gelişmeleri dikkatle takip eden Gürcistan, Türk ordusunun kuzeye, Batum’a yürüyeceği endişesiyle seferberlik ilân etmişti.

43 yıllık ayrılığın sona ermesi

28 Ocak 1920’de son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde imzalanan Millî Misak’ın ikinci maddesinde yer alan Üç Sancak bölgesinin kurtarılması, Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi tarafından da kabul edilmişti. Kars’ı kurtaran ordumuzun hedefi de buralar olacaktı. Fakat kuzeydoğu komşumuz Gürcistan’ı zayıf düşürmemek için askerî harekât yerine diplomasi uygun görüldü.

TBMM Hükûmeti, 22 Şubat 1921 günü Ankara’daki Gürcistan Büyükelçisi Simon Midivani’ye bir nota vererek Ardahan ve Artvin bölgesinin boşaltılması istedi. Ankara hükûmetinin bu talebini Tiflis’e ileten Büyükelçi, hükûmetinin, bölgeyi 23 Şubat 1921 günü sabahı erken saatlerden itibaren boşaltacağını, aynı gün Türk Dışişleri Bakanlığına bildirdi.

Bu sevindirici haber, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak tarafından Kars’a, Şark Ordusu Kumandanı Kâzım Karabekir’e telgrafla bildirildi. Zaten 22 Şubat akşamına kadar Çıldır, Ardahan, Ardanuç ve Borçka’ya kadar ilerleyen müfrezelerimiz, 23 Şubat sabahından itibaren Ardahan ve Artvin yöresinin, kan dökülmeden anayurda kavuşmasını sağladı. Ardahan’da bulunan Yedek Teğmen (sonra Ardahan Mebusu) Filibeli Hilmi Beğ, aynı gün Türk resmî yönetimini başlattı.

Mareşal Fevzi Çakmak’ın TBMM tutanaklarında kayıtlı konuşmasında, “Ardahan’ın, 23 Şubat’ta halkın sevinç gösterileriyle işgal edildiğini, çok yağmış bulunan kar yüzünden Artvin’in de bugün yahut yarın işgal edilmesi beklendiği” ifade edilmektedir. Yine onun konuşmasında “Binaen-aleyh Gürcüler, Ardahan ve Artvin’i tahliye etmişler ve dünden (23 Şubat-Çarşamba) itibaren her iki kaza, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’ne dahil olmuştur.” denilmektedir.4

Gürcistan’ın başşehri Tiflis’te millî bir hükûmet bulunmaktaydı. Fakat doğudan gelen Bolşevik tehdidi altında son günlerini yaşayan Gürcü Hükûmeti, Ardahan ve Artvin bölgesinden çektiği kuvvetleri doğuya, Bolşeviklere karşı sevk etti. 25 Şubatta Tiflis Bolşeviklerin eline geçti. Gürcü Millî Hükûmeti üyeleri firarla Batum’dan ülkeyi terk ettiler. Böylece Gürcistan’da Sovyet yönetimi başladı.

16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Ant-laşması’yla, o günkü Türkiye-Sovyetler Birliği (bugünkü Gürcistan) sınırı çizilmiş oldu. Ordumuz Ahıska’yı da Kızılordu’ya teslim ederek geri çekildi.

Bir hatanın hikâyesi

Yazımızın buraya kadar olan kısmında, 93 Har-bi’nden itibaren aynı kaderi yaşayan Ardahan ve Artvin’in 23 Şubat 1921 sabahı Türkiye’ye kavuştuğunu, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduk.

Hâl böyleyken, burada adı geçen il ve ilçelerde, 23 Şubattan başlamak suretiyle 7 Mart gününe kadar muhtelif tarihlerde kurtuluş bayramı kutlandığını görmekteyiz!

Bölgenin mülkî idare makamlarının web siteleriyle basılı yayınlarına bakıyoruz. Her birinde ayrı bir şey yazıyor!

Artvin valiliği sitesinde; “23 Şubat 1921’de TBMM ve Gürcü hükümetleri arasında Batum anlaşması imzalandı.” deniliyor. (Bu bilginin kaynağı merak konusudur!)

Borçka Kaymakamlığı sitesinde şu ifade var: “Gürcülerin hakimiyeti 9 Şubat l921 yılına kadar sürdü.”

Ardanuç Kaymakamlığı sitesi şöyle diyor: “Gürcüler 23 Şubat 1921 günü işgal altında tuttukları topraklarımızı terk ettiler ve Ardanuç, Artvin ve Ardahan topraklarımız en son ve ebedî olarak anavatana katılmıştır.”

Ardahan Valiliğinin kitabındaki kayıtlara bakılırsa, Ardahan 23 Şubat, Hanak 1 Mart, Çıldır 25 Şubat, Posof 2 Mart 1921’de kurtulmuştur ve kurtuluş günlerini buna göre kutlamaktadırlar.5

Artvin’e bakalım: Şavşat 27 Şubat, Artvin ve Borçka 6 Mart, Ardanuç 7 Mart.6 Şavşat, 2009 yılında kurtuluş gününü 7 Mart’a almış!

Bu tarihleri icat edenlere sormak lâzım: Gürcistan, 25 Şubatta Kızılordu’nun kontrolüne geçtiğine göre o tarihten sonra kurtulan bir yer olmuş mu veya olabilir miydi?

Çıldır Kaymakamlığı sitesinde de: “25 Şubat 1921 günü Çıldır düşman işgalinden kurtularak Çıldır Türk topraklarına katılmıştır.” denilmektedir.

Aynı karar, aynı irade ve aynı tarihe bağlı bir bilgi, görüyor musunuz ne hâle gelmiş?

Bu garabetin başlıca iki sebebi olduğu anlaşılmaktadır:

Miladî 1918 yılından önceki olayların tarihi, miladî tarihe çevrilirken 13 gün ilâve edilmektedir. Halbuki takvim düzenlemesi, 1 Mart 1917’de yapılmıştır. 1921 yılında, 23 Şubata 13 gün ilâve edilerek 7 Mart gününü belirlemek yanlıştır.

Diğer bir husus da, takvim hesabından değil, devlet erkânının kış şartlarından dolayı ancak 7 Mart’ta Artvin’e gelebildiğine dair düşünce.

Takvim meselesi, merhum Hocamız Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu tarafından çeşitli vesilelerle izah edilmiştir. Kendisinden çok şey öğrendiğim bölgenin üstat tarihçisi Prof. Kırzıoğlu, bu konuyla ilgili olarak gazetelerde yazı yazmış, sempozyumlarda tebliğ sunmuş, konferanslarında açık açık anlatmış, resmî makamlar nezdinde sözlü ve yazılı girişimlerde bulunmuş… Fakat ne hikmetse garabet dal budak salarak devam etmiştir.

Merhum Hocam Prof. Kırzıoğlu, bu hususta bize özetle şu bilgileri vermişti:

Artvin, Borçka, Şavşat ve Ardanuç, 1920 Temmuzunda İngilizler tarafından Gürcülere işgal ettirildi. Bu işgalden kurtuluşun tarihi, 23 Şubat 1337/1921 yerine 12 gün sonra ve Millî Gürcistan Hükûmeti yerine, Sovyet Gürcistan’ının kurulmasından 10 gün sonra 7 Martlarda kutlanması acı bir yanlıştır.

Bu yanlışın düzeltilmesi için 1965 Ocak ayı başındaki ilk teşebbüsüm üzerine Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Başkanlığının kendi arşivindeki (klasör 590, dosya 126, göz 3, dolap 10, fihrist 5 ve 56 numaralı) orijinal ve resmî iki belgenin suretini de ekleyerek İçişleri Bakanlığına sunulmak üzere, 4 Ocak 1965 günü yazılan yazısının özeti şuydu: Artvin’in kurtuluş tarihinin 7 Mart 1337/1921 değil, 23 Şubat 1337/1921 olduğuna dair…

Bir yanlışlık düzeltilmekteyken zamanın TBMM Başkanı ve Artvin Senatörü Sabit Osman Avcı, İçişleri Bakanı Faruk Sükan’ı ihtar ederek, muhalefet partisinin bu düzeltmeyi aleyhte propaganda malzemesi yapabileceği endişesiyle rafa kaldırttı. Böylece resmiyet kazanan cehalet, bu günlere kadar geldi.

Bu tarih hatasının, kurtuluş yıllarında öğretmen olup daha sonra Artvin milletvekilliği de yapmış olan Ömer Kâmil Beğden çıktığı anlaşılmaktadır. 1926’da Ardahan’dan ayrılarak vilâyet hâline getirilen Artvin’in kurtuluş günü kutlanması gündeme gelince, 1900’den önceki rumî takvimde 23 Şubata eklenen 12 gün hesabıyla 7 Mart tarihi tespit edilmiş! Hâlbuki 1900 yılından başlayan 13 günlük farkı, Türkiye, 16 Şubat 1332’ye 13 gün ekleyip
1 Mart 1333/1917 olarak kabul edince, takvimimiz şimdiki yıla uymuştu. O zaman Rus esaretinde olan Artvinli Ömer Kâmil Beğ, İstanbul hükûmetinin bir kanunla kabul ettiği bu değişiklikten haberi yoktu.

Söz konusu ettiğimiz takvim meselesi, her sene Diyanet Takvimi’nin ilk sayfalarında da bu şekilde anlatılmaktadır.

Resmî makamlar ne demiş?

Konuyla ilgili birtakım yazışmalar da var. Şavşat’ın kurtuluş günüyle yakından ilgilenen, hatta kutlamalara milis komutanı rolüyle süvari kılığında iştirak eden emekli öğretmen Seyfettin Ermişoğlu’nun bir tomar yazısı var elimde. Bu tomarda Genelkurmay’ın, Artvinli yazarların, Belediyenin ve kendisinin yazılarına bakıyorum, her biri bir şey anlatıyor.

Bunların arasında bir de “Şavşat Yedimart Turizm ve Tanıtma Derneği”nin talebi üzerine Yavuzköy İhtiyar Hey’eti toplanmış, kurtuluşun hikâyesini yazdıktan sonra altına başta muhtar ve öğretmenler olmak üzere tam 20 kişi imza atmış veya parmağını basmıştır. Burada özetle deniliyor ki: “23 Şubatta kurtulan Ardahan’dan hareket eden bir müfreze 7 Mart’ta köyümüze gelmiş, halkımız tarafından sevinçle karşılanmış ve ağırlanmıştır. Bu tarih, halkımızın hafızasında yer etmiş olduğundan değiştirilmesine karşıyız.”

Bu konuda bir yazı da yakın zamanda yine Ermişoğlu imzasıyla Şavşat dergisinde çıktı. İller İdaresi Genel Müdürlüğüne hitaben kaleme alınan bu yazıda, aynı gerekçelerle kurtuluş gününün ısrarla 7 Mart olarak kabul edilmesi istenmektedir.7

Genelkurmay Başkanlığının 13 Mart 1984 ve 19 Ocak 1998 tarihli yazılarında özetle, “Yapılan araştırma ve incelemeler sonucu 27 Şubat gününün Şavşat’ın kurtuluş günü olarak kabul edildiği” belirtilmektedir. Yine Genelkurmay’ın 3 Mart 1998 tarihli yazısında şöyle denilmektedir: “Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivinde yapılan incelemede, 2 inci Tümen Müfreze Komutanlığınca Doğu Cephesi Komutanlığına yazılan 27 Şubat 1337 (1921) tarihli raporda, Şavşat’ta Gürcü askerinin kalmadığı ve bu arazinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu bildirilmiştir. Şavşat’ın kurtuluş gününe ait tespit edilen tarih 27 Şubat 1337 (1921)’dir.”

Konu Şavşat Belediyesi Meclisinde de ele alınmıştır. Şavşat Belediyesi’nin 6 Şubat 1998 tarihli Meclis Kararında şu ifadeler yer almaktadır: “Şavşat halkı ve eşrafından Belediyemize topluca yapılan 160 imzalı dilekçe ve yine köy muhtarlıklarının köy adına imzaladıkları dilekçeler ve mahiyetleri incelendi. 60 yıl 7 Mart olarak kutlanan kurtuluş bayramı tarihinin 1986’dan itibaren 27 Şubat olarak değiştirildiği, bu tarihin zorlama bir tarih olduğu, halk tarafından benimsenmediği, kurtuluş gününe olan ilginin azaldığı belirtildi. Meclis üyeleri, kurtuluş bayramı tarihinin yeniden 7 Mart olarak değiştirilmesine oy birliği ile…”

Şu hâle bakın! Memleketin arşivi, belgesi, bilgisi, tarihi, tarihçisi yok! Köy ihtiyar hey’etleri, belediye meclisleri toplanıyor; birtakım rivayetlerle ve karine yoluyla bir tarih tespit ediyor; bir başkası başka günü uygun buluyor, bir kısmı o güne alışamıyor! Birileri bu adla kitap yazmış, öbürü dergi çıkarmış, bir diğeri okula, caddeye ad vermiş vs. Bunların bütünü bir araya gelse, Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 23 Şubat 1921 tarihli nüshası, birinci sayfasında yer alan, “Şanlı Hilâl Ardahan ve Artvin’de!” başlıklı haber yanında ne kıymet ifade eder ki…

Sonuç

Takvim hesabından kaynaklanan yanlışlık, “Kardı, kıştı; askerlerimiz ancak 7 Mart’ta bölgeye ulaşabildi…” gibi hikâyelerin de çıkmasına yol açmıştır. Bunların hiçbirinin ciddîye alınır tarafı yoktur. Önemli olan siyasî otoritenin iradesinin hangi tarihte tecellî ettiğidir. Bu tarih de kesinlikle 23 Şubat’tır. Hiçbir kompleksin tutsağı olmadan düşünüp aklın ve bilimin yoluna gelmeliyiz.

Bu toprakların (Tekrar sayıyorum: Artvin, Şavşat, Ardanuç, Borçka, Ardahan, Çıldır, Posof, Hanak ve Damal ilçelerinin) resmen ve fiilen anayurda katıldığı gün, 23 Şubat 1921 günüdür.

O zaman bölgedeki askerî birliklerin komutanı Kâzım Karabekir böyle diyor; tarihçiler ve harp tarihleri böyle diyor; Artvin’in ünlü tarih ve folklor araştırmacısı merhum Adil Özder, defalarca bu yanlışlık üzerinde duruyor8; fakat bu garabet bir türlü giderilemiyor!

Genelkurmay’ın bilmem hangi dairesi neye göre böyle günler üretiyor, onu da anlayabilmiş değiliz!

Bölgenin 43 yıllık esaretinin son bulduğu gün ya doğru olarak kutlanmalı yahut da tamamen kaldırılmalıdır! Artvin ve Ardahan valilikleriyle her iki ilin üniversiteleri, bu ve buna benzer kültürel meseleleri en kısa zamanda ele almalıdırlar.

Söz buraya gelmişken, yer adlarının şimdiye kadar tahrif edildiği yetmiyormuş gibi, son yıllarda Posof’un ünlü Ulgar Dağı da birdenbire Ilgar oluverdi. Ardahan Suyu’nun tarihî adı Kür’ün, Rus imlâsıyla Kura şeklinde kullanılması da büyük bir ayıptır!

Keyfiyet yüce halkımızın, ihtiyar hey’etlerinin, köy öğretmenlerinin, belediye meclislerinin ve bilhassa mülkî idare âmirlerinin yüce katlarına tazimle arz olunur!

(Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 23 Şubat 1921/Çarşamba)

Şanlı Hilâl Ardahan ve Artvin’de

Gürcistan Hükûmeti, (23 Şubat 337) bugün bilcümle memurîn-i askerî ve mülkiyesinin Ardahan ve Artvin’den geriye çekilerek bu iki kazayı kâmilen tahliye etmelerini emreylemişdir.

Kıta’atımız bugün mezkûr kazaların cenûb hududuna dahil olacaklar ve şimal hudutlarına kadar ilerleyerek Ardahan ile Artvin kazalarını işgal eyleyeceklerdir. Ardahan’daki murahhasımız, dün akşam Gürcü sancağı indirilir indirilmez Osmanlı sancağını çekerek hükûmetimiz memurîni gelinceye kadar Ardahan’ı muvakkaten idare etmek emrini almışdır.

Artvin’de henüz emir verecek memurumuz yok ise de vatanperver ahalinin bu vazifeyi kendiliklerinden ifâ edeceklerine şüphemiz yokdur. Demek bugün Ardahan ve Artvin’de yeniden şanlı sancağımız temevvüç ediyor.

Hakimiyet-i Milliye, azm-i millî ile yeniden tahlis edilerek vatana dönen Ardahan ve Artvinli kardeşlerimize samimî selâm ve muhabbetlerini ederken Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’nin şu muvaffakıyet-i sulhperverânesini tebrik etmeyi de vezâif-i vatanperverîsi cümlesinden addeyler.”

1 Akdes Nimet Kurat, Üç Sancak: Kars Ardahan Batum, Türk Yurdu dergisi, Mart 1970.

2 Belgeler için bkz. Yunus Zeyrek, Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri, Ankara, 2001,  s. 153.

3 Ayrıntılı bilgi için bkz. Yunus Zeyrek, Acaristan ve Acarlar, Ankara, 2001, s. 79.

4 TBMM Zabıt Cerîdesi, 24 Şubat 1921.

5 Serhat Şehri Ardahan, Ardahan Valiliği, Ankara, 2002.

6 Hayrettin Tokdemir, Artvin Yöresi Folkloru, Ankara, 1993; Taner Artvinli, bu tarihleri bize şöyle bildirdi: Artvin, Ardanuç ve Borçka: 7 Mart, Şavşat: 27 Şubat.

7 Seyfettin Ermişoğlu, Şavşat’ın Kurtuluş Günü, Şavşat dergisi, S. 25-26, Sonbahar-Kış 2007-2008.

8 Yunus Zeyrek, Posof’un Çizgileri, Ankara 2004,  s. 131.

http://www.ahiska.org.tr/yazi.php?goster=242


--------------------
..
28.03.2009 1:18:52 PM
   
qT
X

artvinli
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 40
Mesaj sayısı : 23
Giriş sayısı : 42
(7 Mart 1921 – 7 Mart 2010) Artvin’in Düşman İşgali’nden Kurtuluşunun 89. Yılı Kutlu Olsun. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
--------------------
..
07.03.2010 5:59:40 AM
   
qT
X

artvinli
[Forum Yöneticisi]



MSN : Yazmamiş
Yaş : 40
Mesaj sayısı : 23
Giriş sayısı : 42
7 Mart 1921 – 7 Mart 2011) Artvin’in Düşman İşgali’nden Kurtuluşunun 89. Yılı Kutlu Olsun. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

--------------------
..
07.03.2011 12:50:07 PM
   
qT
X

[1]
     

Foruma Açılan son 5 konu
Açan
Forum istatistikleri
Gürcü Kavramı..
Tarihi ve Sosyolojik Olarak Türk Kavramı..
Lozan Andlaşmasına Göre Azınlık ve Türk ..
Anayasalara Göre Türk Kavramı..
Yeni Osmanlıcılık ve Acaristan..
admin
admin
admin
admin
artvinli
Forumdaki 7 Kategoride 19 Forum var , Bu forumlara açılan 63 Konuya 111 Cevap yazıldı..
Kimler Bağlı :  Bağlı üye yok..
İyiki Doğdun : amore , lazuri_08_08 , thesaurus , gonulogretmen , lokman , savece , muratbirdane , ebrulisusuna ,Nice yıllara..

2004 © Copyright GAMARCOBA.COM
< Teşekkür WeBCaKaLi.AspSitem 1.8 >